EĞİTİM ÖĞRETİMİN BAŞLANGICINA HAZIR MIYIZ?

11.09.2012 12:35

 

 

 

    Her eğitim öğretim döneminin başında bu soruyu tüm ailelerin sorması ve bununla ilgili hazırlık yapması gerekmektedir. Ailelerin biyolojik saatleri, zaman planlamaları, yatış ve kalkış saatlerinin yaz tatili düzenlemesine göre olması ve mevsim geçişlerinin yaşanmasından dolayı aileler ve öğrenciler; eğitim öğretimin ilk ayında uyum problemi yaşamaktadırlar. Bunu 17 Eylül’den sonra gündemlerine alan aileler, eğitim öğretimin ilk 2-3 haftasında toparlanmaya başlamakla meşgul olurlar. Bu sebeple, Eylül ayının başında aile içi hazırlık çalışmalarına başlamak en sağlıklı düşüncedir.

 

     100 gün süren yaz tatili, mutlaka ailelerin ve çocukların bir anlamda eğitim ve öğretimden uzaklaşması ile sonuçlanmıştır. Bu uzaklaşmanın önüne geçmek ya da uzaklaşmayı asgariye indirmek için öncelikli olarak bir ‘aile toplantısı’ ile planlama yapmak gerekir. Aile toplantısının önemli gündemlerine değinecek olursak; zaman ve mekân tanziminin öncelikli gündem olduğunu söyleyebiliriz. İlk önce ilk ve ortaokulda çocukları olan aileler, akşam yatış saatlerini düzene koymalı ve çocukların yatış hazırlıklarına 21:30’da başlamaları ve en geç 22:00’de uyumaları gerekmektedir. Aile bireylerinin yönlendirmesi ve birlikte hareket etmeleri ile bu süreç hızlandırılmalıdır. Sabahları aile bireylerinin erken kahvaltı yapmaları da önemli hedeflerden biri olmalı; ama erken kahvaltı yapılmalı, yemekler düzenli olarak vakitlerinde yenmeli, akşam yemekleri geç vakitlere bırakılmamalıdır.

 

     Yaz tatilinin verdiği rehavet ve uzun süreli televizyon izlemeler, dizi takip etmeler yavaş yavaş terk edilmeli, hafta içi akşamları yatış saatleri düzene sokulmalıdır. Bilgisayar oyunları ve fiziksel aktiviteli oyunlar da düzene sokulmalı, öğrenciler bilgilendirilmeli, zaman yönetimi adına planlar hızlı bir şekilde uygulamaya geçirilmelidir.

 

    Okulların başlamasına 1-2 hafta kala zihinsel aktiviteler, kitap okumalar ve ders çalışmalarda bir hızlandırma yapılmadır. Öğrenciler ikna edilerek, kesinlikle zorlanarak değil, kitap okuma saatleri tekrar düzenlenmeli, tatilin son iki haftası eğitim öğretim dönemine intibak/uyum çalışması olarak ayrılmalıdır. Öğretmenlerin bu dönemde, daha hazırlıklı gelmeleri konusunda tatmin edici bir çalışma beklentisi içinde olduklarını öğrencileriyle paylaşmaları gerekir. Okul değiştiren öğrenciler içinse bu iş ya öğrenciye ya da ailelerine kalmaktadır. Aile bireyleri ile öğretmenlerin birlikte çalışması, eğitim öğretimin ilk aylarındaki verimsizliği en aza indirecektir.

 

     Gelelim YGS-LYS ve SBS hazırlıkları yapan öğrencilere… Bu konumdaki öğrenciler çoktan çalışmaya başlamışlardır diye düşünüyorum. Ama çalışmalarına sürekli artan bir tempoda devam etmelerini gerektiren bir döneme girdiklerini dile getirmeye gerek yok sanırım. Bu dönemin bir anlamda önemli dönüm noktalarından biri olduğunu söylemek yanlış olmasa diye düşünüyorum.

 

     Sınavlara hazırlanan öğrencilerin, gerek liseye geçiş gerekse de üniversiteye geçiş için çalışmalarında yoğun bir tempo tutturmaları gerekir. Bunun için okul ve sınavlara hazırlık çalışmalarını birlikte yürütmek için önceki dönem performanslarını, en azından, iki katına çıkarmak zorundadırlar. YGS ve LYS için önceki konular tekrar edilmeli, okulun başlamasıyla birlikte yeni konulara geçilmeli, öğrenme disiplininin sağlanması için bir hayat planlaması yapılmalıdır. Herkes ders çalışma planı yapma peşinde; ama asıl önemli olan, hayatı bir bütün olarak değerlendirip planı ona göre yapmaktır. Öyle ki, ne zaman dinleneceğim, ne zaman yemek yiyeceğim, ne zaman ailemle, arkadaşlarımla birlikte vakit geçireceğim, ne kadar ders çalışacağım gibi soruların hepsi bu planda cevabını bulabilmelidir. Her bireyin, kendi zaman algısına göre bir planlama yapma mecburiyeti vardır.

 

     Son olarak, ailelerin bu dönemde neleri nasıl yapacaklarına değinmek istiyorum. Yazımın başında da söylediğim gibi, aile bireyleri arasında birlikte hareket kabiliyetinin gelişmesi için eğitim eksenli bir aile toplantısının mutlaka yapılması gerekmektedir. Anne babalar, sadece nasihat eden tarafta değil; aynı zamanda örnek olan pozisyonda olmalıdırlar. Birlikte kitap okunmalı, ailece alınan kararlara birlikte uyulmalıdır. Çocukların motive edilmesinde ödül ve ödülden mahrum bırakma yöntemi uygulanmalıdır. Ödüllendirmeyi maddi olarak tanımlamak yanlış olur; ama ‘marifet iltifata tabidir’ kaidesini de unutmamak gerekir. 

 

     Yeni eğitim öğretim döneminde tüm eğitim camiasına başarılar dilerim.

 

 

Fatih Üniversitesi Rehberlik Uzmanı 

Eğitimci Sosyolog Abdulrezzak ÇİL

 

 


http://www.tomarzalisesi.k12.tr/